Ölüm Ebeliği


“Korkma, sadece toprağa gideceksin, sonra toprak olacaksın. Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin, oradan özüne ulaşacaksın. Çiçeğin özüne bir arı konacak, belki, belki o arı ben olacağım.”
-Eşkıya (1996)

Doğarken sonsuzluktan sonlu dünyaya fırlatılan Dasein’ın ölüm anında ise sonlu dünyadan sonsuzluğa fırlatılması mevzu bahistir. Yaşam boyunca yapılan tüm dünyevi yamaların yerinden söküldüğü ve kullanışsız hale geldiği bir andır bu. 

Ölümümüze bir başka öznenin tanık olmasına ihtiyaç duyarız. Yeryüzü yolculuğumuz sona ermekteyken, yaşam, anbean damarlarımızdan çekilirken, varoluşun çeşitli saldırılarına tıpkı bizim gibi maruz kalmış bir “ıstırap kardeşimiz”in yüzüne bakmak isteriz. Birazdan kollarına atılacağımız sonsuzluktan esen rüzgarlara, sonlulukla yazgılı olan, burada, evimiz olan dünyada, bir süre daha ikamet edecek bir dünyevinin eşliğinde tahammül edebiliriz. Istırap kardeşimiz üstelik biz gittikten sonra yasımızı tutacak ve bizi bir süre daha yaşatacak kişidir de.

Böyle bir tanıklık, bir tür ebeliktir; “ölüm ebeliği” (end of life doula) veya antropolojik bir tabirle, “inisiyasyon”dur. İnisiyatik ikili, şu hâlde varoluşu sırlayan (defneden) iki kişidir. Başkasının yaşadığı varoluşsal tokada tanıklık etmek varoluşsal yaralara neden olabilir; özen ve sabır gerektiren bu özel özneler-arası alan içerisinde dile getirmekte zorlandığımız o erdemin ve sevginin işaretçisi birtakım yaralar. 

Ölüme tanıklık etmek pasif değil; ölene sükûnet ve selamet hissettiren, cesaret gerektiren aktif bir eylemdir. Bu eşlikçilikle birlikte bilinmeyene bir pencere açılır ve savunmasızlık paylaşılır. Tanık olmak, yürekten yüreğe yönelen, niyetli, kapsayıcı, kırılgan ve cesur bir kendinden çıkıştır.

Dr. Gökhan Özcan

Alıntılanan Metnin Künyesi: Özcan, G. (2025). Sinema filmlerinde inisiyatik ikililer: Varoluşsal bir ihtiyaç olarak ölüme tanıklık. M. Bilici (Ed.), Beyaz perdeye yansıyan zihin ruh sağlığı ve sinema (s. 181-201). VakıfBank Kültür Yayınları

Yorumlar

Popüler Yayınlar