Dört Turnanın Hatırına: Ingmar Bergman’da Sinemanın Büyüsü
Genç Kız Pınarı ’nı çekerken İsveç’in kuzeyindeki Dalarna’daydık. Mayıs ayının erken bir sabahıydı; yedi buçuk suları. Oraların doğası engebelidir. Bizim ekip de ormanın içinde, küçük bir gölün kıyısında çalışıyordu. Keskin bir soğuk vardı. Ara ara yağmurla karışıp ağırlaşan, kül rengi gökten tek tük kar taneleri düşüyordu. Ekip tuhaf bir giysi kalabalığı içindeydi: yağmurluklar, muşamba paltolar, İzlanda kazakları, deri ceketler, eski battaniyeler, arabacı kaputları, Orta Çağ cüppeleri… Kameranın hareket edebilmesi için adamlarımız o zorlu araziye otuz, otuz beş metrelik eski, paslı bir ray döşemişti. Hepimiz yardım ediyorduk: oyuncular, elektrikçiler, makyajcılar, senaryo yazmanı, sesçiler… Asıl derdimiz biraz olsun ısınmaktı. Birden biri bağırarak gökyüzünü gösterdi. Köknarların en tepesinden süzülerek geçen bir turna gördük. Ardından bir tane daha, sonra birkaç tane daha… Üzerimizde geniş bir daire çiziyor, ağır ve görkemli bir sessizlikle süzülüyorlardı. Hepimiz elimizdeki işi bır...


