Yaratıcılığın Sırlı Kaynağı: Endoseptler
| Cy Twombly – İsimsiz çizimlerinden biri (Bacchus Dizisi) |
Bu tür bilişin işlevini, içsel, özel bir oluşum olarak kaldığından -dışa ait 'kavram' (konsept) sözcüğünden ayrımını yapabilmek için- endosept (endo -Grekçe, içsel-kavram) olarak adlandırdım. Ayrımını yaptığım “kavram” sözcüğü, olgunlaşmış biliş anlamında olup, kavramlaştırma yaşantısına sahip insanın etkileşimde bulunduğu insanla iletişiminde geçer. Endosept, diğer çalışmacılar tarafından “sözel olmayan”, “bilinçdışı”, “bilinçten-önce” tanımlarıyla ifade edilmiştir.
Endoseptin içeriğinin iletişimsel bir değere ulaşması, ancak diğer düzeylerde ifade edilmesi halinde (sözcükler, resim, müzik vb.) olanaklıdır. Böylesi bir 'tercüme' olmaksızın endosepti ifadelendirmek -denenmeye kalkışılmışsa da- oldukça zordur.
İnsanların endoseptleriyle kurdukları ilişki birbirinden farklılaşmaktadırlar. Kimi insanlar bununla ilgili yaşantılarını yadsırken kimileri de kolayca kabullenirler. "Sanatsal yeti sahibi olanlar" endosept yaşantıları açısından vergili insanlardır. Kimi zaman iyi eğitilmiş zeki insanlarla karşılaşırız; kendilerini mantıksal/çıkarımsal (dedüktif) düşünceye kaptırmışlardır. Ancak bu kişiler derinlikten yoksun bir tür iki boyutluluk sergilerler. Gerçeğe sıkı sıkıya bağlıdırlar. Kendilerini gerçeğin bir parçası olarak görürler. Mekanik temelli ve pragmatik değer taşıyan bir zekaya sahiptirler. Bu özellikleri yaşamın kimi alanlarında işe yararken kimi alanlarında hor görülür. Bu insanların böyle olması erken yaşlarından başlayarak onları terbiye eden kaygılarının niteliğidir. Yalnızca kavramlara göre yaşarlar. Endoseptleri baskılanmış veya sindirilmiştir.
Kişi bazen endoseptleri ile sözel ifadeleri arasındaki oransızlığın/uyuşmazlığın farkındadır: “Ne hissettiğimi, ne anladığımı biliyorum ama söze dökemiyorum" demektedir. Aşk, aşık olma gibi duygusal içeriğin yoğun olduğu hallerde, sanatsal duyumsamalarda endoseptler önemli roller oynamaktadır. Bu tür yaşantıları anlatmaya çalışırken insanlar çoğu kez sözlerin duyguları berbat ettiğinden dem vururlar, yakınırlar. Aşk halinde kimi insanlar paylaşılan duyguların yüceliğinden, sevgi sözcüklerinin güzelliğinden söz etmeyi ve söz edilmesini çok isterler. Oysa başkaları, aldıkları bedensel ve ruhsal hazza sözün karışmasını asla istemezler. Onlara göre duygulara söz bulaşmamalı yoksa söz her şeyi zaten berbat eder. Bazı şeyler söylenmeden kalmalı, öyle yaşanmalı! Şiirde söz, kimi zaman söylenmeyene işaret etmek üzere kullanılmakta olup şiir endosept düzeyinde yaşanmaktadır.
Endoseptler 'endosept' olarak kalır. Gene de kimi dönüşümlere uğramaktadır:
(1) İletişimsel simgelere dönüşür. Bu simgeler kavram öncesi ve kavram düzeyinde biçemler edinir. (Çoğu kez sözcükler halindedir. Ancak sayı, resim, ses vb. biçemlerde de olabilir.)
(2) Eylemli hale dönüşür.
(3) Daha tanımlı duygular halini alabilir.
(4) İmgelere dönüşebilir.
(5) Rüya, gündüz düşü, hülyalanma, vb. halini alabilir.
Sonuçta bunların her biri yaratıcılık için bir tür sıçrama tahtasıdır.
Yaratıcı nitelikli kimi insanlar da dahil endoseptleri düzeyinde iş görenler başka insanlarla ya da gerçeklik taşıyan yaşam durumlarıyla pek ilgili görünmezler. Bu insanlar aslında aldırmaz değillerdir. Güdü taşımıyor görünürler çünkü yaşantıladıkları imgelerle veya kendiliklerini dış kaynaklı nesnelere ya da içsel temsillerine bağlamakta geçici güçlükler yaşamaktadırlar. Davranmanın ya da yaratıcı eylemliliğin öncesinde endosept evresinden geçecektir. Sonunda edim için hazır hale geldiğinde kökten değişiverir. Yaratıcı eylemliliğin herhangi bir anında endosept birdenbire sözel bir ifadeye veya resim, heykel gibi görsellik taşıyan sanatsal bir yaratıya dönüşür. İşte o anlarda esin, sezgi gibi sözcükleri kullanmaya başlarız.
Alıntılayan ve derleyen: Dr. Psikolog Gökhan Özcan
Alıntılanan Kaynak: Arieti, S. (2016). Büyülü bireşim: Yaratıcılık (Y. B. Doğan, Çev.). Kurgu Kültür Merkezi Yayınları.

Yorumlar
Yorum Gönder